Kendime Düşünceler

Tökezlemek ve dibe inmek

 

İnsan zaman zaman, yaşamın getirdiği olumsuzluklarla karşılaşır. Günlük yaşamın akışı içerisinde, bunları taşır. Bazı anlarda bu yük fazla gelmeye başlar, taşıyamaz olur, omuzları tartmaz artık. Bir noktada tökezler.

 

Tökezleme noktasında, yaşamı sorgulama anları başlar, "Yaptığım bunca şey neden ? Kim için ? Ne için ? Ben tüm bunların neresindeyim ? Ne zaman sona erecek tüm bunlar ?..."

 

Bu tökezleme anlarında, insan suya battığını hisseder. Batar, batar. Diplere inmeye başlarsın. Önce ışık azalır, dibe indim zannedersin ama daha başlardasındır, ışık azalır, gitgide karanlığa gömülürsün. Çok diplere inersin, ama daha da dip vardır, inersin, inersin. Karanlıktır, göz gözü görmez derler ya öyle, yoğundur karanlık.Basınçtan, ciğerlerin patlayacak, yüreğin yerinden çıkacak gibidir.

 

Sonra bir noktada, o en dipteki derinlikte, ışık olmadığından el yordamıyla, dibe ulaştığını anlarsın. Artık daha dip yoktur, en diptesindir.

 

Soluğun tükenmiş, gücün kalmamıştır, ama yaşamak bir reflekstir. Kendini zorlar, kalan tüm gücünü kullanarak o zemine bir tekme atar, kendini tüm gücünle yükselmeye bırakırsın. Bırakmazsın aslında, var gücünle yurarı itmeye çabalarsın.

 

Önce yine karanlıktasındır, sonra, sana hiç bitmeyecekmiş gibi uzun gelen sürenin sonunda, önce bulanık bir ışık görürsün. Sonra yavaş yavaş, etrafındaki şekilleri, renkleri, içinde bulunduğun ortamdaki hareketi, yaşam formlarını seçmeye başlarsın. Etrafındaki renk ve şekilleri seçebiliyor olmak sana bir umut verir, gücünü tazeler. Daha hızla ışığa, gittikçe netleşen ışığa doğru hareket edersin. Yukarı çıktıkça ışık artar, renkler canlanır. Sonra bir noktada, suyu yarıp gün ışığına çıkarsın.

 

Sanki hayatın boyunca nefes almamış gibi derin bir nefes alırsın. Gün ışığına çıkmanın hazzıyla kıyıya yönelirsin. Bir süre, seni sarsan bu yolculuğun yorgunluğunu atabilmek için, kıyıda uzanır dinlenir, kendine gelirsin.

 

Sonra ayağa kalkar yürürsün. Ayaklarını hissederek, kıyıda kumların arasına karışmış midye kabuğu kırıklarını ve sivri taşları hissetmeden ya da yaşadıklarından sonra, aldırmadan, sağlam adımlarla yürümenin keyfine varırsın.

 

Dünya bir başka, renkler ve yaşam daha canlıdır.

 

Bir noktada durursun. gözüne bir kabuk ya da bir çarpmıştır, eline alır, inceler, düşünürsün. Senin indiğin kadar diplerden gelip gelmediğini. Ya da başlangıç, var oluş noktasından, senin elinde olduğu ana kadar yaşadığı şeyleri.

 

Yaşamak güzeldir, güneşe bakarsın, parlaklığı gözlerini acıtır gülümsersin, ve yürürsün ...

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »