Tavuk Kümesi
Çocukluğumda, arka bahçede günübirlik alınan tavukların kapatıldığı, briketten yapılma, bir yüzünde tel olan bir mini kümes vardı. Bir metrekare alanı, bir metre yüksekliği kiremit çatısı olan bu kümeste, bilek kalınlığında bir daldan bir de tünek vardı.
Benim kümesim, benim tüneğim.
Ne zaman içim sıkılsa, ne zaman bir şeylerden kaçmak istesem, ne zaman düşüncelere dalma, yalnız kalma ihtiyacı duysam oradaydım, özelikle de yağmurlu havalarda.
Aslında her insanın kendi içinde sığındığı bir kümesi vardır. Bir sığınağı, düşünce aleminde gezintiye çıkarken çıkış limanı olarak kullandığı dışa vurulmayan kendine özgü bir alan.
En gizli düşüncelerin dile geldiği, en uç noktalardaki düşlerin görülüp hayallerin kurulduğu, en olmayacak arzuların dışa vurulduğu bir alan.
Zaman zaman buraya kaçsak da, sonra yeniden çıkıp günlük yaşama dönme gereksinimi duyar, yaşamıma devam ederiz.
Ben şu an, yaşamımdaki yen bir evrenin doğum sancıları, düşünsel altyapısı, zihinsel ve ruhsal bir hazırlık anlamında, kümesimdeyim.
O, çocukluğumdaki kümes yıkılalı çok oldu, olsa da zaten sığabilmem mümkün değil sanırım. Bahsettiğim, içsel kümes, kendi kümesimi içimde, zihnimde oluşturduğum kümes.
Son dönemlerde, yaşamımdaki yeni evre için yoğunlaşma, belki bir anlamda, fiziksel değil ama, içsel bir reenkarnasyona, yenidendoğuma hazırlık aşamasına girdim. Yapacaklarım, yapmam gerekenler zihnimde giderek netleşip şekilleniyor, soyuttan somuta, düşlerden, kapıt üzerine yansıyan matematiğe dönüşüyor.
Bir kapıyı omuzlamaya, yeni bir dünya yaratmaya daha da önemlisi kendi içinde bir evrimi gerçekleştirmeye yönelik bir hazırlık dönemi.
Benim dışımda, bunun farkına varan çok az insan var. En yakınımda olduğu düşünülenler bile, ne olup bittiğinin ve bu dönemin getirdiklerinin beni nerelere vardırabileceğinin farkında değil.
Farkına varan da zaten, ben yönlendirip, manevi desteğini esirgemeyen bir "çok özel" arkadaşım, ben ona yaşam koçum diyorum.
Ki bazı noktalarda farkındalığa ulaşmamı da sağlayan o oldu. Hangi noktaya varırsam varayım, ona borçlu hissedeceğim bu bir gerçek.
Kapalı ve serin bir Nisan sabahı, Nisan ayını seviyorum, sadece doğduğum ayolduğu için değil, yaşamın yeniden doğduğu ay olduğu için de. Bahçemde çiçekler açıyor, geçen hafta mor salkımlar uç vermeye başladı, bu hafta leylaklar, çin gülü zaten açmıştı.
Şimdi sıra bende, ben de açmalıyım, yeni sürgünler vermeli, meyvelerimi sunmalıyım.
Gün güzel, yaşam güzel.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir « Önceki - Sonraki »