Duygu Taşımı
İçinizdeki kıpırtıyı duyumsadığınızda, yeni bir dünyaya adım atmışsınızdır, bir anlamda iki kişilik bir dünyadır, sadece kendi içinizde bile yaşasanız, hele, duygularınızın bir şekilde karşılık bulduğunu, en azından benzer bir yaklaşımı hissettiğinizde, bu sizde yeni coşkular yaratır.
Sevgiyi duyumsamak, birbiri ile çelişen iki tepki geliştirir içinizde.
Biri sevdiğinizi kendinize saklamaktır, bir anlamda, "sadece kendinize tutmanın sihrini yaşamak" istersiniz. O sizindir. Hiseder, tadını çıkarırsınız kendi içinizde.
Diğeri, duyduğunuz coşkuyu yakın hissettiklerinizle paylaşmaktır. Çünkü sevginiz ve sevdiğiniz, gururunuzdur, varlığı size mutluluk ve coşku vermektedir. Kolay zaptedilemez bu coşku. Ve arkadaşlarınız, paylaşmak istediğiniz arkadaşlarınız, son bir yılınıza, sevinçlerinize, kaygılarınıza, sorunlarınıza, sıkıntılarınıza tanık olmuş, paylaşmış, destek vermiş insanlarsa, zor anlarınızda, günde bilmemkaç kez arayıp ya da gelip destek olmuşlarsa ve onlardan başka paylaşacak kimseniz yoksa.
Bazen dışavurum hakimken, bazen saklamak geçirir eline egemenliği. Kişiliğiniz, yetiştiriliş tarzınız, yaşama bakış açınız ve daha pek çok etken tavrınızda rol oynar.
Bazen siz dışa vurmak isterken, sevdiğiniz gizlemek ister ya da temkinli olmaktan yanadır, koşulları, konumu ya da duyguları veya ilişki ve iletişimin kendi iç dinamikleri gereği.
Duygu taşımına hakim olamazsanız, farklı sorunlarla da karşılaşabilirsiniz. Hoşgörülemediği noktada kırılmayı, üzülmeyi de, ilişki ve iletişimin, yaşamın bir parçası olarak sevincinize coşkunuza katık edersiniz. Belki bir özür dileme farkettirir, aslında yeterli olmayacağını düşünseniz de.
Sevginin ve duyumsananların coşkusu, sevilenin varlığının yarattığı duygusal taşım, ve sevilene bakışınız baskın gelmişse ...
Af dilmeyi bilmek de gerek ... Affeder mi acaba ?
Uzuuuun Bir aradan Sonra Birgün
Dur, gitme...
Hen
üz bitmedi hikayesi,Her sabah gökyüzüne,
Sevgi ile 'günayd
ın'Diyen g
özlerimin.....Dur,
Anlatmad
ım ki daha,Hangi tonunu severim,
G
ökkubbenin, denizinHavas
ına, gününeGöre de
ğişen renginin...?Nerde g
örmüştüm bir de,Ayn
ısını değil de,Benzerini g
özlerinin...
Kal,
Gitmek için çok erken,
Daha vaktimiz varken
Ve sürüyorken,
Bendeki geçici e
şsizliğin...Şah Mat
HAYAT, SENİNLE OLAN SAVAŞIMDA, ZAMAN ZAMAN BENDEN GERİ ALDIĞIN TÜM MEVZİLERİ, TÜM EDİNİMLERİMİ SENDEN GERİ ALMAYA BAŞLADIM. YAKINDA, KÖŞEYE SIKIŞACAKSIN.
BANA YAPTIĞIN YA DA YAPMAYA ÇALIŞTIĞIN KÜÇÜK OYUNLARDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM. BU, EĞER BİR SİHİRBAZ SATRANCI İSE, ŞAH DA EĞİLMEYİ YA DA DİZ ÇÖKMEYİ ÖĞRENSE İYİ OLACAK, ÇÜNKÜ ÖNÜMDE DİZ ÇÖKECEK.
SENİ SANA İNAT YAŞAYACAĞIM VE İPLERİN BENİM ELİMDE OLACAK.
YÜREK KENDİNİ BİLİR.
GEÇ KALAN YAZI YA DA GÜNDOĞUMU
Perşembe sabaha karşı saat 03'de kamyonla İstanbul'a yola çıktım. Sabaha kadar yol aldık. Kamyondan gündoğumunu, güneşin kızıla çalar turuncu bir portakal gibi, yavaş yavaş yükselişini izledim. Doyumsuz bir güzellik sadece dünyayı değil, içimi de aydınlattı.
Aynı günün koşuşturması, güzel meyveler verdi bana. Yeni işler, yeni umutlarla dönüş yoluna çıktım.
Geri dönüş yolunda, İstanbul'u, yakında tekrar yerleşmek üzere geleceğimi bilerek arkamda bırakırken, yoldan bu sefer günbatımının güzelliğini izleme fırsatı buldum.
Oğlum kucağımda uyuklarken, günbatımı da bana, gündoğumu kadar güzel şeyler anlattı.
İçimde bir sevda türküsü var. Başım dumanlı. Ben, unutmak için sevmem, unutmak için sevmedim.
Pazar günü, oğlumu annesine teslim ettikten sonra, bir arkadaşımla gittiğimiz bir yerde, yeni bir dünya keşfettim.
Eski, ama bilmediğim bir semt, sakin, huzurlu bir mekan. Eski bir mahalle, mezarlıklar arasına yerleşmiş mahalleler. Harika lezzetler sunan bir köfteci.
Merkezefendi'den söz ediyorum. Vaktiniz varsa, gidin, görün 
Semt gezisinin ardından, uğradığım bir yerde, aklıma gelmeyen şeyler de yaşadım ve yeni şeyler öğrendim. Öğrendiklerim bana kalsa da, söyleyenin geleceğe ilişkin söylediklerinin gerçekleşme hızı çok hoş.
Bakalım zaman ne getirecek.
Ama, düşlerim, arzularım birer birer gerçek oluyor, önemli olan bu.
Sanırım, benim kendi iç güneşim de tanyeri ağartısında. Ve, aşka çeyrek var ! Giden, bazen geri döner.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SABAHIN DİNGİNLİĞİNDE
Dün akşam dostlarla, bir köy lokantasında yedik içtik. Akşam içkili olmama karşın, saat 03de yatıp sabah, bir içsel dürtü ile 05:30 da kalktım. Ortalık aydınlanmaya yüz tutmuştu.
Az sonra, penceremden, doğu ufkunda güneşin kızıllığı kendini ele verdi. Yavaş, çok yavaş yükselen, kızıl-turuncu bir küre, dünyayı da içimi de ısıttı.
Farklı bir başlangıçtı güne, her zaman yapmadığım, yapamadığım bir başlangıç.
Yavaş yavaş doğan günü, uzun süre izledim. Sabahın o saatinde bile, günün sıcaklığını hissetmek mümkündü.
Günün ve güneşin sıcaklığını hissetmek, kendi başımalığı, yanımda bu görüntüyü, gündoğumunu, gündoğumunun hazzını, güzelliğini paylaşabileceğim birinin olmaması düşüncesini de beraberinde getirdi.
Bir tesadüf, dün gittiğim yerde de, günbatımını tarlalardan izlemiştim. Günbatımında da, aynı düşünceer, aynı hisler vardı içimde.
Yalnızdım. Güzellikleri ve duyumsayabildiklerimi paylaşabileceğim kimse yoktu etrafımda.
Sabah, gündoğumunu izledikten sonra, secret garden'i koyup, bilgisayarın başına çöktüm. Teslim etmem gerekenleri teslim etmiştim ama programımda daha kendi web sitemin tasarımı ve dedemin anıları, kendi firmamla ilgili sunum ve çeviri işleri duruyordu.
Bugün kendi web sitem üzerinde çalışmaya başladm. Umarım kısa sürede tamamlayıp yayına sokabilirim 
Adım adım, kendi firmamı yeniden kurma yolunda ilerliyorum. Bir de, gönderdiğim dosyalardan olumlu sonuç gelirse, çok güzel olacak.
İçimde geleceğe, başarabileceğime, yeniden bir yaşam, dilediğim gibi bir yaşam kurabileceğime ilişkin umutlar, bu haftanın başından beri tazelendi ve bugün iyice güçlendi.
Aslında, keşke her sabah, bu sabahki gibi kalkabilsem.
Ve, umarım yakında, sabah gündoğumunu, akşam günbatımını birlikte izleyebileceğim biri girer yaşamıma.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
12. GEZEGEN
Vangelis'in Conquest of Paradise'ını dinliyorum. Müzik, giderek yükselen bir tempoda kulaklarımda. Her notada, bir bilinmeyene, bir hedefe ulaşma hevesi, dalgaların ve rüzgarın hızı, derinlemesine sarıyor ruhumu. Bir anlamda içimdeki özlemleri, varmak istediğim noktaya ulaşma isteğimi ifade ediyor.
Müziğin bitiş noktası, tıpkı bir geminin karaya varışı, bilinmeyen topraklara ya da hedefine ulaşmasının şaşkınlığı ve dinginliği içerisinde, hedefe varmış olmanın inanılmazlığına ilişkin suskunluğu yansıtıyor.
Müziğin buna benzer bir tempoyla yükselerek sürdüğü, bir diğer parça ise, Ravel'in Bolero'su. Ancak, çoğu kişi, Bolero'nun gerçek temasını bilmez, bilmediği için, sezgileriyle gerçek anlamına varabilen çok küçük bir azınlık dışında, çok güzel ve popüler bir parça olmaktan öteye gitmiyor.
Oysa, Bolero, Ravel'in kendi tanımıyla da, iki insanın, sevişmesini ilk andan son ana kadar betimleyen, sesle zihninizde yaşatmayı, canlandırmayı başaran bir parçadır, neşeli bir ruhların dansı ile başlar ve giderek hızlanan tempo, orgazmın sonuna ve sükunet anına kadar, tüm sahneyi bir bütünsellik içerisinde, notalara döker.
Her iki parça da, aslında yaşamı, yaşamın başlangıcından sonuna kadar olan süreci, inanılmaz bir beceriyle aktarmaktadır aslında. Bu kısa tanımlamaya konu olan sevişme, aslında yaşamı, varoluşu, edi, edim ve edinçlerimizi ve finale ulaşmamızı da ifade eder, eğer dinlemeyi bilirseniz.
Afrika'daki bazı kabilelerde, doğan çocuğun ruhsal bir müziği vardır. Kabilenin kadınları, yeni doğan bebek için, kırlara çıkar ve o bebeğin doğal ritmini, doğal ruhsal müziğiniyakalayana kadar tefekküre dalar, o müziği bulunca, gelir bebeğe ve tüm kabileye onu öğretirler. Kişi ne zaman, toplumsal ya da ruhsal anlamda, olması gerekenin dışına çıkarsa, kabilesi, kendisine müziğini söylerek ona destek olur, yol gösterir.
Bana kendi müziğimi, kendi ritmimi öğreten olmadı. Kendi ruhsal müziğimi kendi başıma bulmaya çalışıyorum. Bunu ne zaman düşünsem, hissetmeye çalışsam, karşıma deniz ya da akan bir nehir çıkıyor.
Benim yaşamımdaki yavaşlama ve müziğimin pesten ama çalkantılı ritmi değişmeye başladı. Giderek yüselen bir tempo söz konusu.
Bunu benim dışımda algılayan olmasa da, çıkışın temposunu algılayabiliyorum. Parçanın hangi melodiyi nerelere sürükleyeceğini veya izleyecek notaları bilmesem de, parçanın giderek hız kazanacağını, dingin finale daha çok olduğunu hissediyor ve kendimi kendi müziğimin ritmine bırakıyorum.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
NEREDESİN FİRUZE - YA EVDE YOKSAN
Dinlediğimiz parçaların o anki ya da o dönemki ruh halimizi yansıttığını düşünüyorum.
Son zamanlarda dinlemekte olduğum, "Neredesin Firuze - Ya evde yoksan" parçasını, birden bu açıdan değerlendirmem gerektiğini hissettim.
Evet, "Ya evde yoksan" oysa biliyordum evde olmadığını, evde olsan da beni beklmediğini, dahası, beni yaşamının dışına sürdüğünden bu yana, beklediğinin bir başkası olduğunu.
Bu gerçeği kavradığım anda, bir türlü açılmadığı için sonu gelmeyen "seviyor mu sevmiyor mu ?" "Bana dönecek mi dönmeyecek mi ?" fallarına benzeyen soru işaretlerini kafamdan silmeye, kafamı yerden kaldırıp gökyüzüne, hayata ve evrene yeniden bakmaya başladım.
Ruhsal, zihinsel yorgunluğun tortularını çok kısa sürede atacağımı, verdiğim sözler baki kalmak koşulu ile, tekrar kendim olacağımı biliyorum.
Değiştiğimi de. Son bir yıl içerisinde, kendimde, davranışlarımda, insanlara ve ilişkilere bakışımda sağladığın değişiklik için sana sonsuzca teşekkür ederken, seni sana, tanrıya, kadere, zamana bırakıp, sevgi yürektedir diyerek yoluma devam ediyorum.
Hayata ve evrene dokunmak için yoluma devam etmem gerekiyor. Üretmek, kendimi gerçeklemek, bir yere varabilmek, oğluma, çevremdeki insanlara, içinde yaşadığım topluma, insanlığa bir şeyler verebilmek, yaşama değer katabilmek için yoluma devam etmem gerekiyor.
Daha önce olduğu gibi, geriye bakmadan, geçmişin bana kazandırdıklarını özümseyerek, yaşama bir izdüşümü bırakmak üzere yoluma devam ediyorum.
Yürekteki sevgiler hariç aynı kalabilen hiç bir şeyin olmadığını bilerek, yaşam için, benden sonrasına bir iz bırakabilmek için yürüyorum.
Biliyorum ki, yürüdükçe, adımlarım hızlanacak, hızlanacak. Ve ulaşacağım noktada ben bir rüzgar olacak, bir rüzgar gibi esmeyi, esip geçmeyi öğrenmiş olacağım.
Daha fazla söze gerek yok... İzle.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Akasyalar Açarken
TSM'nin güzel parçalarından birine konu olan "akasyalar açarken" bulundukları çevreye, çok hoş kokularını, salkım salkım beyaz ve mor görüntüleri ile güzelliklerini sunarken, bahardan ilkyaza geçişi müjdelerler. Yani bir dönüşümü.
Bahar uyanışı sağlarken, yaz dönüşümü başlatır. Doğanın dönüşümü muhteşemdir.
Uyanış, tıpkı, baharda ağaçların çiçeklerin meyveye durmak üzere tozlaşması gibi, düşüncelerin döllenmesi ile geçen bir evreye yataklık eder, yol gösterir. Tomurcuğun, an an önce ham meyveye dönüşüp, olgunlaşması gibi, düşünceler ve eylemler de olgunlaşır ve bir noktada dönüşüm tamamlanır.
Zamanını beklerken olgulaşan düşünce ve eylem hazırlığı içerisinde olmak güzel. Kendi dönüşümüm de, doğanınki gibi oluyor bence.
Bazı şeyleri sırası gelmediği veya olgunlaşmadığı için henüz dillendirmesem de, var olan, kendini hissettiren birşeyler var.
Zamanından önce dile getirmek, güzel bir sevişmeyi berbat eden erken boşalma gibi geliyor bana 
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Ahşabı Oymak
Bir tahta parçasını, bir takozu, bir ağaç kabuğunu oymak, biçimlendirmek ortaya özgün bir şey çıkarmak, keyifli bir uğraştır.
Parçayı elinize aldığınızda, ne yapacağınıza karar vermemiş olsanız da, parça size, yeni çağrışımlar getirerek yol gösterir. Adım adım, parçayı şekillendirirsiniz, şurasını biraz oyayım, buradan biraz keseyim, şuraya bir eğrilik, tatlı bir meyil vereyim dersiniz. İlerledikçe ortaya bir şekil çıkar, şekillendikçe, çıkan şeklin ayrıntıları üzerinde oynarsınız. Sonunda, tamam artık dediğinizde, zımpara ile son düzeltmeleri yaparsınız.
Bazen de, ne yapmak istediğinize karar verir, ince ince planlayarak başlarsınız oymaya.
Yaşam bir anlamda, ahşap oymacılığına benzer. Her adımda biraz daha netleşen, biçimlenen bir parça gibi, kendi ellerinizle biçimlendirirsiniz. İster planlı, ister çağrışımla doğaçlama, nasıl başlar nasıl devam ederseniz edin.
Ahşap oymacılığında, geriye dönüş yoktur, bir yeri yanlış biçimlendirirseniz, o yanlışı düzelmek zordur, ancak, gözü daha az rahatsız edecek hale getirebilirsiniz. Bazen de, o yanlış, daha farklı bir biçim elde etmenize ve başlangıçtakinden daha güzel bir şekil oluşturmanıza yol açar.
Bu nedenle, yaşamı da, ahşabı oymayı da iyi planlamak, dikkatli olmak gerekir. Ortaya çıkan her ne ise, size mutluluk ve keyif vermeli, içinize sinmelidir.
Önümde yeni bir parça (ya da yeni bir dönem) var. Kısmen planlı, kısmen doğaçlamaya bırakarak şekillendireceğim. Bunu tamamlayabilmek için çok fazla zamanım olmadığını biliyorum, çünkü bu parçayı bitirmeden, bir diğerine, asıl oyup biimlendirmem gereken ana parçaya geçemeyeceğim. Ana parçanın da bir özelliği var, gereğinden uzun beklediğinde sertleşiyor ve biçimlendirmek zorlaşıyor. O nedenle, hızlı hareket etmem gerekiyor.
Parça beni bekliyor ben oturmuş burada yazı yazıyorum. Haydi, oymaya başlayayım ben.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı BağlantıYağmur
Babaeski'deyim.
Yoğun bir sağanak gelip geçiyor ara ara. Dışarı çıktım, şemsiyeye rağmen, dizlerime kadar sırılsıklam döndüm. Dolaşacaktım, dolaşamadım.
Son günlerde, yine bir dizi kararlar alıp uyguluyorum. Geçmişle bağımı koparmak ister gibi, kendimi yeni bir şeylere hazırlar gibi ya da.
Bir yıldır, çok güzel paylaşımlarda bulunduğum, çok iyi insanlar tanıdığım gruptan ayrıldım.
MSN listemden 7 kişiyi bir daha görüşmeme düşüncesiyle sildim.
Cuma günü İstanbul'daydım harika bir gün ve gece geçirdim. Cemle birlikte. Çok keyifliydi. Uzuuun süredir, hele de bu denli içmemiştim. Çok eğlendik, eski okul arkadaşlarımdan bazılarıyla karşılaştım, ve bir arkadaşa, normal koşullarda söylemeyeceğim sözleri söylediğim bir telefon görüşmesi yaptım.
Söylenmemişlerin söylenmesi, yine de hoş oldu.
Dansettim.
Her şey çok güzel ve keyif vericiydi.
Öte yandan, ertesi gün, Cumartesi, insanların cesaretsizliğine, tereddütlerine, yaklaşımlarına tanık oldum ve geziyi daha uzun planlamama karşın eve döndüm.
Herkesin ben olmadığını, benim gibi davranamadığını, benim kadar rahat davranmalarını beklemenin, onlardan çok şey beklemek demek olduğunu gördüm bir kez daha.
Yağmur, geçmişte kalan bazı izleri de yıkayıp temizliyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
