GEÇ KALAN YAZI YA DA GÜNDOĞUMU
Perşembe sabaha karşı saat 03'de kamyonla İstanbul'a yola çıktım. Sabaha kadar yol aldık. Kamyondan gündoğumunu, güneşin kızıla çalar turuncu bir portakal gibi, yavaş yavaş yükselişini izledim. Doyumsuz bir güzellik sadece dünyayı değil, içimi de aydınlattı.
Aynı günün koşuşturması, güzel meyveler verdi bana. Yeni işler, yeni umutlarla dönüş yoluna çıktım.
Geri dönüş yolunda, İstanbul'u, yakında tekrar yerleşmek üzere geleceğimi bilerek arkamda bırakırken, yoldan bu sefer günbatımının güzelliğini izleme fırsatı buldum.
Oğlum kucağımda uyuklarken, günbatımı da bana, gündoğumu kadar güzel şeyler anlattı.
İçimde bir sevda türküsü var. Başım dumanlı. Ben, unutmak için sevmem, unutmak için sevmedim.
Pazar günü, oğlumu annesine teslim ettikten sonra, bir arkadaşımla gittiğimiz bir yerde, yeni bir dünya keşfettim.
Eski, ama bilmediğim bir semt, sakin, huzurlu bir mekan. Eski bir mahalle, mezarlıklar arasına yerleşmiş mahalleler. Harika lezzetler sunan bir köfteci.
Merkezefendi'den söz ediyorum. Vaktiniz varsa, gidin, görün 
Semt gezisinin ardından, uğradığım bir yerde, aklıma gelmeyen şeyler de yaşadım ve yeni şeyler öğrendim. Öğrendiklerim bana kalsa da, söyleyenin geleceğe ilişkin söylediklerinin gerçekleşme hızı çok hoş.
Bakalım zaman ne getirecek.
Ama, düşlerim, arzularım birer birer gerçek oluyor, önemli olan bu.
Sanırım, benim kendi iç güneşim de tanyeri ağartısında. Ve, aşka çeyrek var ! Giden, bazen geri döner.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir « Önceki - Sonraki »